Site rengi

Tasarım

ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak

Ayasofya Camii – Süper geniş gezi rehberi

Ayasofya  resmî adıyla Ayasofya-i Kebir Camii, eskiden Azize Sofya Kilisesiydi. Dünyada en çok ziyaret edilen CAMİLER arasında yer alan Ayasofya; sanat ve mimarlık tarihi bakımından dünyanın en önde gelen anıtlarından biri. 6. yüzyılda dünyanın 8. harikası olarak nitelendirilmişti.

Sultanahmet semtinde dünyaca ünlü mimari yapı. ilk olarak bir kilise olarak ms. 2 yy.da Bizanslılarca yapıldı. Ardından 1453’te Türklerin İstanbul’u fethiyle 4 adet minare eklenerek camiye dönüştürüldü.
Devasa kubbesi uzun yıllar dünyanın en büyük kubbesi olarak kalmıştır, öyle ki mimar sinan bu kubbeyi anvak ‘ustalık eserim’ dediği ve 100 yaşına yaklaşmışken inşa ettiği selimiye’de geçebilmiştir.
(Ayasofya’nın kubbe çapı: doğu-batı ekseninde 30,87 m.
kuzey-güney ekseninde 31,87m.)

Ayasofya’nın tarihi ve önemi camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davaya ilişkin karar sonucunda merak edilmeye başlandı. Danıştay Bakanlar Kurulu’nun müze kararını iptal etmesi tüm dünya basınında yer aldı. Böylelikle Tarihi yarımadada Fatih ilçesine bağlı Sultanahmet meydanında bulunan yapı yeniden ibadete açılmış oldu. Tüm dünya basınında yer alan kararın ardından Ayasofya tarihi ve önemi merak edilmeye başlandı. Peki Ayasofya tarihi ve önemi nedir? Ayasofya kim tarafından, ne zaman yapıldı?

AYASOFYA’NIN TARİHİ VE ÖNEMİ NEDİR?

Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5’inci yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar Hagia Sophia (Kutsal Bilgelik) olarak isimlendirilmiştir. İmparator Konstantios tarafından 360 yılında yaptırılan Megale Ekklesia ve İmparator II. Theodosis’in 415 yılında yeniden inşa ettirdiği kilise halk ayaklanmalarında yıkılmıştır. Günümüz Ayasofya’sı, İmparator Justinianos tarafından dönemin iki önemli mimarı Tralles’li (Aydın) Anthemios ve Miletos’lu (Balat) İsidoros’a yaptırılmıştır.

16’ncı ve 17’nci yüzyıllarda, Ayasofya’nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir.Yapının dışına farklı dönemlerde yaptırılan minareler, medrese, sıbyan mektebi, muvakkithane, şadırvan, sebiller, güneş saatleri, mütevelli heyeti odası ile Ayasofya, Osmanlı Dönemi’nde kompleks bir yapıya dönüştürülmüştür.

AYASOFYA  Üç Kez İnşa Edildi

Ayasofya’nın enine kesiti (Antoniades’den). C: Semavi Eyice

Booking.com

I. Konstantinos (324-337) tarafından Hıristiyanlık meşru bir inanç olarak kabul edildikten sonra, imparatorluğun farklı alanlarında büyük kiliselerin yapımına başlandı. Ayasofya’nın ilk binası birinci tepede (Sarayburnu), 4. yüzyılda ahşap yapılı bir bazilika şeklinde yapıldı. Genellikle bu ilk yapı, I. Konstantinos’a (324-337) atfedilse de kilise, oğlu Konstantios (337-361) zamanında bitirilmişti ve Ayasofya’nın ilk yapısının açılış töreni 15 Şubat 360’ta yapıldı.

Bu ilk binanın fazla uzun ömürlü değildi. 20 Haziran 404’te patrik İoannes Khrysostomos’un sürgün edilmesi ve ardından meydana gelen ayaklanmada çıkan yangında kilise yandı. II. Theodosius (408-450) yapıyı beş nefli olarak tekrar inşa ettirdi ve kilise 10 Ekim 415’te tekrar açıldı.

İkinci kilise, İustinianus (527-565) ve karısı aleyhine, 13-14 Ocak gecesi 532’de çıkan Nika ayaklanmasında tekrar yandı. Bunun üzerinde imparator kiliseyi, önceki haline uygun olarak restore etmek yerine çığır açıcı ve eski binalardan daha büyük bir kilise inşa etmeleri için Trallesli Anthemios ve Miletoslu İsidoros’u görevlendirdi. Prokopios (500-562?), kilisenin tekrar inşaa çalışmalarına 23 Şubat günü başlandığını yazdı. Günümüze ulaşan Ayasofya da bu tarihte yeniden yapılan yapıydı. Yapının inşası 537 yılına dek sürdü. İustinianus’un yapıyla doğrudan ilgilendiği biliniyor. Ayasofya 27 Aralık 537’de büyük bir törenle açıldı.

Ayasofya’nın mimarisindeki en önemli yenilik, ölçülerinin bir kilise için alışılmamış büyüklükte oluşu, orta mekâna hâkim olan kubbenin büyüklüğü ve yüksekliğiydi. Ana mekânı örten kubbenin zeminden yüksekliği 55.60 metre, çapı ise kuzey güney doğrultusunda 31,87. metre, doğu batı doğrultusunda ise 30.86 metre. Ayasofya inşa edilirken, mimarlar tarafından binanın yapımında mermer, taş ve tuğla kullanılmış, kubbenin depremlerde kolay yıkılmaması için Rodos toprağından özel olarak üretilen, hafif ve sağlam tuğlalar kullanılmıştı.

Sütun ve mermerler antik kentlerden getirildi

İstanbul’un fethinin ardından Ayasofya kilisesi camiiye çevrildikten sonra, Fatih tarafından yarım kubbelerden birinin üzerine bir ahşap minare yaptırıldı Fakat bu minare günümüze ulaşmadı.

Güneydoğu’da bulunan minare, Fatih Sultan Mehmet veya II. Bayezıd dönemine ait. Bab-ı Hümayun tarafındaki minarenin, Edirne Selimiye Camii minareleriyle olan benzerliğinden dolayı II. Selim döneminde, Mimar Sinan tarafından yapıldığı düşünülüyor. Güneybatı ve Kuzeybatı yönündeki eş minareler ise Mimar Sinan tarafından Sultan III. Murad döneminde yapıldı. Minarelere, 15., 16. ve 19. yüzyıllarda yapılan onarımlarda dönemin üslubuna göre süslemeler eklendi.

  • Bu levhalar Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde 1847-1849 yılları arasında yapılan onarımlar sırasında hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından, kenevirden yapılmış yeşil zemin üzerine, altın yaldız ile yazılmıştı. “Allah, Hz. Muhammed, Dört Halife; Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” isimlerinin yazılı olduğu sekiz adet levhanın, İslam Dünyası’nın en büyük hat levhalarından olduğu biliniyor. Fethin ardından değişime giren Ayasofya’da bulunan levhaların, hükümdarlığa gelen padişahların isteği doğrultusunda seyrinin değiştiği biliniyor. Dev levhaların çapı 7.5 metre olup, harf kalınlığı ise 35 cm.

AYASOFTA NEREDE, HANGİ SEMTE?

Ayasofya İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Sultan Ahmet semtindedir.

AYASOFYA NASIL CAMİ OLDU?

916 yıl kilise olarak ibadete açık olan yapı, Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u fethetmesiyle camiye çevrilmiştir. 29 Mayıs 1453’te, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında, Ayasofya yaralı Bizans askerlerinin, kadın ve çocukların sığınma yeriydi.

İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin eline geçmesinden sonraki birkaç gün boyunca Ortodoks Kilisesi mensupları Ayasofya’da ibadete devam etti.

1 Haziran 1453’te İstanbul’daki ilk Cuma namazını burada kılan Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya’nın Osmanlı yönetimi altında cami olarak hizmet vereceğini duyurdu. Mihrap ve minber yapıldı, çan ve Haç kaldırıldı. Mozaiklerin üstü kapatıldı.

1481’de ilk minaresi inşa edildi. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra tahta geçen Sultan İkinci Bayezid zamanında bir minare daha dikildi.

1509’daki büyük İstanbul depreminde ilk yapılan minare yıkıldı, yerine tuğladan bir minare yapıldı

Diğer iki minare de Sultan İkinci Selim zamanında, Mimar Sinan tarafından yenileme çalışmaları sırasında inşa edildi. Bu sebeple Ayasofya’nın farklı zamanlarda yapılan 4 minaresi birbirinden farklı.

İkinci Selim’in türbesi Ayasofya içindeki ilk padişah türbesi oldu. Ayasofya’da, içinde padişahların, eşlerinin ve şehzadelerin de yer aldığı 43 farklı türbe bulunuyor.

Bunların arasında Sultan Üçüncü Murat, Sultan Üçüncü Mehmet, Safiye Sultan ve Nurbanu Sultan da var.

Sultan Ahmet 1616’da Sultan Ahmet Cami’ni inşa ettirene kadar Osmanlı Devleti’nin en büyük ve en önemli camisiydi.

1739’da camiye medrese, kütüphane ve aşevi de eklendi. 1847-1849 arasında yenilenme çalışmaları sırasında kapalı kalan Ayasofya, cami olarak son kez 1849’da açıldı.

AYASOFYA NE ZAMAN MÜZE OLDU?

1923’te cumhuriyetin ilanından sonra cami olarak kullanılmaya devam etse de, Ayasofya 1931’de kapatıldı. Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile 1935 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürdü ve 1947’de tamamlandı.1996’da Dünya Anıtları İzleme listesine alınan Ayasofya’nın kubbesi ve minareleri, Dünya Anıtları Fonu’nun da desteğiyle 1997-2002 arasında restore edildi.Müze aynı zamanda UNESO Dünya Mirası listesinde.


Dünyanın en eski katedralidir.

Yapıldığı dönemden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca (1520’de İspanya’daki Sevilla Katedrali’nin inşaatı tamamlanana dek) dünyanın en büyük katedrali unvanına sahip olmuştur.Günümüzde yüz ölçümü bakımından dördüncü sırada gelmektedir.

Dünyanın en hızlı (5 yılda) inşa edilmiş katedralidir.

Dünyanın en uzun süreyle (15 yüzyıl) ibadet yeri olmuş yapılarından biridir.

Kubbesi “eski katedral” kubbeleri arasında çapı bakımından dördüncü büyük kubbe sayılmaktadır.

Booking.com
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.