Site rengi

Tasarım

ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 10°C
Az Bulutlu

Bulgaristan gezi rehberi: Sofya, Kırcaali, Filibe, Burgaz, Varna…

A+
A-

Bulgaristan’da nereler gezilir

482 yıl boyunca iz bıraktığımız, yabancılık çekmeyeceğiniz topraklara gidiyoruz. Tarihse tarih, denizse deniz; ve birde tam bir spa cenneti…

İstanbul’un fethinden önce fethedilen topraklar bunlar. 80’li yıllarda Bulgaristan’dan zorla göç ettirilen, Türkiye sınırına akın akın gelen yüz binlerce Türk’ü hatırlayalım. Sınıra Türkleri karşılamaya giden Turgut Özal’ın, Bulgaristan Başbakanı’na olan tepkisini dile getirirken “Herkes gelsin, Jivkov da gelsin. Jivkov sen de gel” sözleri hala aklımda.

Bugün Yunanistan’la olan krizleri düşününce, en sorunsuz Balkan komşumuz Bulgaristan diyebiliriz. Jivkov Türkiye’ye gelememiş olsa da uçaklar dolusu, otobüsler dolusu Bulgar; İstanbul’u, Edirne’yi görmek, alışveriş yapmak için geliyor.
Türkiye’den de iki komşu ülkeye yoğun bir ilgi var. Yazın Yunan adalarında deniz keyfi, kışın Bulgaristan’da kayak keyfi olarak formüle edilen komşu ülke turlarında, nedense Bulgaristan’ın artı özellikleri göz ardı ediliyor.
Bansko’nun olimpiyat pistinde kaymış biri olarak “Bulgaristan’da kayak” başlıklı yazıyı kayak mevsimine bırakıp turumuza başlayalım.

Türk Hava Yolları, Bulgaristan iki şehrine, Sofya ve Varna’ya uçuyor. İstanbul-Sofya uçuşu, iç hat uçuşları gibi sadece 1 saat sürüyor. Sofya’yı gezip bitirmeniz için bir gün yeterli olur, tadına varmak için haydi iki olsun.

Yolculuğumuza başkent Sofya’dan başlıyoruz. Şehirde Sovyetler’in soğuk kalıntılarını hissetseniz de, yer yer Osmanlı izlerine, hele de Mimar Sinan’ın eserlerine rastlamak insanı mutlu ediyor. Kültürümüze bu kadar yakın bir şehirde kendinizi yabancı hissetmeniz mümkün değil, memleket gibi benimsedik.

Şehir meydanının tam ortasında, mimarisiyle dikkat çeken bir katedral, Aleksandr Nevski Katedrali yükseliyor. Katedral, Sofya ile özdeşleşmiş bir simge, şehrin varı yoğu gibi bir şey.

Booking.com

Bulgaristan’ın yeşiliyle tanışmak isteyenler için en iyi adres Borisova Gradina Parkı. Şehirlerimizi betona boğdular. Yabancı bir şehri sevme kriterimiz sadece “yeşil” oldu. Bulgaristan’da yemyeşil şehirler var.

Büyük üstad Mimar Sinan’ın eseri olan Banyabaşı Camii, 500 yıllık tarihiyle “Osmanlı burada” dercesine karşınızda duruyor. Maria Luisa Caddesi üzerinde yer alan camiyi, caddenin her noktasından görmek mümkün.

(Banyabaşı Camii)

Sofya maceramızı bitirmeden önce, Mustafa Kemal’in Sofya’da askeri ataşe görevindeyken çekilen efsane fotoğrafın hikayesini anlatalım. Atatürk’ün, Bulgaristan’ın bağımsızlığını kazanmasından 6 yıl sonra, ülkenin başkentindeki baloya yeniçeri kıyafetiyle katılması, kuşkusuz bir mesajdı. Davetliler, üzerinde hayvan postları ve figürleri olan korkunç kıyafetler giyerken, Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan getirttiği yeniçeri kıyafetiyle katılır. Mustafa Kemal salona girer girmez herkesin gözü ona çevrilir. Kolay mı? Avrupa az çekmedi yeniçerilerden.

Geliyoruz Plovdiv’e, nam-ı diğer Filibe’ye. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Bulgaristan’ın ikinci büyük şehri; büyük dediysem, bir günde gezip bitirebileceğiniz kadar işte. Türkiye’ye olan yakınlığı nedeniyle Türklerin de uğrak yeri haline gelen şehrin kültürüne az çok kendimizden aşinayız.

Türkiye, İstanbul’daki Demir Kilise’yi restore ettiğinde ayaklanan Milli Görüşçüler bilmez ki o restorasyonla Osmanlı mirası Filibe Cuma Camii ve diğer Osmanlı eserlerini restorasyon izni alındı.

Bulgar mutfağı lezzetli olduğu kadar kalorili de; hamur işini seviyorlar. Dızmana, akıtma, baniçka bunlardan birkaçı. Tat olarak çok uzak değil, tanıdık lezzetler ama eti bir başka güzel. Kebapçe ve Bulgar köftesi geliyor; çoğu restoranın menüsünde var.

Karnımız da, gözümüz de doydu, Bulgaristan’ın turizm incilerinden biri olan Burgaz’a geldik. Bizi çok yormayan, gezmesi keyifli bir kent. Burgaz, İstanbul’a sadece 334 km, Ankara’dan daha yakın. Güneşin batmadığı bir doğa istiyorsanız -ki kim istemez- durağınız Sea Garden. Yeşilin elli tonuyla iç içe bir parktan fazlası var; akvaryum, açık hava tiyatrosu, hayvanat bahçesi ve dahası…

Hazır buraya kadar gelmişken rotamızı, Burgaz’a 30 kilometre uzaklıkta şirin mi şirin bir sahil  kasabasına çevirdik: Nessebar. Arkeoloji alanında önemli bir yere sahip kasabanın mimarisi UNESCO’yu da etkilemiş olmalı ki 1983 yılında tescillenmiş.

Nessebar’ın altın renkli kumuyla, Sunny Beach’i, 4 km’lik uzunluğuyla Karadeniz’in en iyi plajları sıralamasında üst sıralarda yer alacak nitelikte.

(Nessebar)

Öyle bir yer düşünün ki denizi Thailand gibi olsun, eğlencesi Ibiza. Sunny Beach’ten bahsediyorum, yaz için favorim, sizin de olacak. Çeşme’de, Alaçatı’da harcadığın paranın yarı fiyatına tatil yapmak mümkün.

Nazım Hikmet’in memleket hasretiyle yanıp tutuştuğu topraklarda dilimde Nazım dizeleri, Karşı yaka memleket, sesleniyorum Varna’dan, işitiyor musun? Memet! Memet!” diye diye sokakları arşınlıyorum.

Bir başka hikayeyle Varna’nın Balçık köyündeyiz, ama bu seferki bir aşk hikayesi. Varna’ya 60 kilometre uzaklıktaki Balçık köyü, bir zamanlar Romanya’ya ait iken Kraliçe Maria’nın yazlığıydı. Kraliçenin evinin üzerindeki camii minaresi, kendinden 40 yaş küçük Müslüman bir kayıkçının eseri. Evin içerisinde bir de Türk hamamı var. İki farklı kültür arasında yaşanan aşkı ve kraliçenin mimariden ne kadar etkilendiğini anlamak zor değil.

Balçık köyünün, dev taşların ve irili ufaklı patikaların arasından Karadeniz’e uzanan doğasıyla büyüleniyor insan.

(Balçık köyü)

Velingrad’da, spa olanaklarının yanı sıra küçük bir açık havuz ile spa küvetlerine bağlanan kapalı bir havuz sunan Hotel Arte SPA & Park tam keyfinize göre. Fiyatlar da Avrupa’ya göre daha uygun. Kaplıca keyfi bizdeki gibi ihtiyar işi romatizma takıntılarıyla kemiklerime kadar ısınayım değil de, “Detoksu olsun, güzellik kürleri olsun, masajlı dört dörtlük bir spa keyfi olsun” diyorsanız, her yörenin kendine has mineral çeşitliliğiyle, hastalık veya etki gücü bakımından farklı farklı termal sular mevcut.

Görmemiz gereken asıl yerleri ziyaret ettik, bitirdik. Son bir durağımız var. Termal suları, spa otelleri, yeşil doğası ve şifalı kaynaklarıyla Hisar’a varıyoruz. Hisar, etrafındaki 22 termal su kaynağıyla, gelen ziyaretçilerine kaplıca hizmeti veriyor. Alışık olduğunuz diğer termal sulara göre çok daha sıcak; 47 derece kadar.

Termal suların şifasıyla ünlü bir kentte böbrek taşı müzesinin olması da garip değil tabii. Tedavi görmüş böbrek hastalarının taşları bu müzede sergileniyor. Müzede 12 bin böbrek taşı var, en ağır olanı 560 gram. Şehrin yeşilliği de şifalı suların yanında bonus oluyor, kent başlı başlına adeta bir hastane.
“Antalya’nın sıcağında golf oynamak bunaltıyor, şöyle Karadeniz esintili bir tatil beldesi olsun, fiyat da Avrupa’ya göre daha uygun olsun” diyorsanız Lighthouse Golf & Spa Resort tam size göre.

Hem deniz hem spa keyfi arayanlar için ikisi bir arada keyif için Grand Hotel Sveti Vlas oteli. Otelde uzmanlar gözetiminde güzellik kürleri ve detoks hizmeti sunuluyor.

Booking.com
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.