Site rengi

Tasarım

ALTIN
DOLAR
EURO
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17°C
Çok Bulutlu

Datça Gezi Rehberi

Antik Datça, Muğla ili Datça ilçesine bağlı 583 nüfuslu bir mahalledir. Datça Yarımadasında, antik çağlardan beri üzerinde yaşam süregelen tek mahalledir. Eski Datça, yarımadanın ilk merkezlerinden biri olmakla birlikte, tarihi MÖ 11. yüzyıla kadar uzanmaktadır.

Eski datça’yı anlatmaya nereden başlamalı bilmem ki? Can Yücel, Orhan Amca, dar ve güzel sokaklar, ağaçlar, karşılaşılan her insanla gülümseyerek selamlaşmak… bir günümü huzur içinde geçirmemi sağlamış masalsı bir diyar.

Yer-yön bilmeden, önüme çıkan ilk yolu takip ederek dolaşmaya başladım önce. ağaçları, hayvanları ve taş sokakları keşfe daldım. daracık, yokuşlu sokaklarda adeta bir masalın içerisine bırakılmış hissettim kendimi. kendine özgü evlerin, kendine has ihtişamı; sessizlik, huzur ve rahatlama. arada karşılaştığım her insanla selamlaşıyoruz, herkes içtenlikle uyuyor buna, yazılı ve sözlü olmayan bir kuralı seve seve yerine getiriyorsun.

Köyün girişine dönüp, can baba’nın dostu orhan amca’nın kahvesine giriyorum. tam karşımda can baba için düzenlenmiş köşeyi görüyorum. yarım kalmış şarabı ve kadehi, resimleri ve gazete yazıları var, fotoğraflarını çekiyorum. yan tarafımda gözleme yapıyor ablalar kendi elleriyle.

Eski Datça kavşağından girer girmez araba park alanı var, Eski Datça’ya vasıta girmesi engellendi, arabanızı burada park edip yürüyerek ( fazla bir mesafe değil ) Eski Datça’ya gelebilirsiniz. Yol üzerinde kafe, konaklama tesisleri, hediyelik eşya satan yerler var.

Booking.com

NEREDE KALINIR, NEREYE GİDİLİR?

Yarımada, topyekün koruma altında olduğu için çok yıldızlı otellerden yoksun. Tabii bu yoksunluk doğanın korunması açısından aynı zamanda sevindirici de. Ovabükü ve Hayıtbükü’nde bungalov ve küçük pansiyon işletmeciliği yaygın. Biz de Datça’daki üç günlük seyahatimizde hem yürüyüş rotalarımıza hem de koylara yakınlığı nedeniyle Palamutbükü’ndeki Mavi Beyaz’ı seçtik. Adı gibi bütün ayrıntılarda mavi beyazın hâkim olduğu şirin bir otel. Yöresel yemeklerin sunumuyla damaklarımızda enfes lezzetler bıraktı. Kişnişli havuç, elmalı pancar, kayakoruğu salatası, menengiç salatası, kapari filizi salatası, çağla cacığı, cevizli zeytin, bük böreği… Bir diğer tavsiyem ise Yalı Suit Oteli. Apart olarak da ‘Merhaba’ tercih edebileceğiniz konaklama tesislerinden. Özellikle balık yemek isteyenler için koylardaki restoranlar da bir harika. Hayıtbükü’nde Ortam restoran, Ovabükü’nde Poyraz restoran uğrak yerlerinizden olmalı.

10 maddede datça’da gezilecek yerler

1 – Eski Datça

Datça Merkez’e giderken sağ tarafta beliren Eski Datça tabelasına saptığınızda şıp diye karşınıza çıkan, taş sokakları ve kendine özgü mimarisi ile karşınızda beliren yer. Can Yücel’in yaşadığı Can Evi ve Can Yücel Sokak da burada bulunuyor. Ne yazık ki Can Yücel’in evi ziyarete açık değil, hatta eşi ve kızı hala daha bu evde oturduğundan kapıyı zorlamamanızı rica ediyoruz. Zaten kapıda bir uyarı da yazıyor. Her yılın 12 Ağustos’unda düzenlenen Can Yücel’i Anma Töreni ve Sanat Festivali kapsamında, saat 15:00-17:00 arası, evin sadece Can Yücel’in kitaplarının sergilendiği bölümü ziyarete açılıyor. Eski Datça, Datça’da görmeniz gereken yerlerin başında geliyor.

2 – Knidos Antik Kenti

Eğer antik kentlere karşı bir zaafınız varsa ve Knidos’tan önce çok antik kent gördüyseniz, burası sizi pek fazla etkilemeyecektir. Çünkü oldukça boş. Antik tiyatronun küçük bir kısmı ayakta kalmış ve şu an o kısma girişe izin de verilmiyor. Ancak doğası ve denizi gerçekten efsane derecede güzel. Hatta antik kenti gezdikten sonra 3-4 tane yüzülecek yer de bulunuyor Knidos Antik Kenti’nin yanında. Deniz oldukça durgun ve berrak. Küçük bir uyarı; yanınıza yiyecek, içecek gibi şeyler götürün. Çünkü antik kentin orada yalnızca 1 işletme var ve fiyatlar dudak uçuklatıyor. Biraz sinir bozucu bir durum.

3 – Kumluk Plajı’nda Akşam Yemeği

Kumluk Plajı, Datça Merkez’in göbeğinde yer alan küçük ve belki de Datça’nın tek kum plajı. 🙂 Limanın orada bulunuyor. Plajın arkası yığınla restoran dolu. Gündüzleri işletmelere ait olan şezlong ve şemsiyeler, akşamları yerini masa ve sandalyelere bırakıyor. Dilerseniz rakı-balık, dilerseniz de daha soft bir şeyler yiyebilirsiniz. Fakat o ortamı mutlaka solumanız adına Kumluk Plajı’nda yer alan restoranlardan bir tanesinde mutlaka akşam yemeği yemenizi öneriyorum. Datça genel olarak pahalı bir yer olduğu için, bu anlamda hazırlıklı olmanızda fayda var. 🙂

4 – Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi

Eğer uzun soluklu bir Datça tatili düşünüyorsanız, Palamutbükü’nün ilerisinde yer alan Yaka Köyü’nün içerisinde bulunan Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi’ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Kocaman harflerle “UKKSA” yazan tabelasıyla fark etmeniniz mümkün değil zaten. Bahçesinde çeşit çeşit heykeller, üst kısmındaki avluda birbirinden şahane resim tabloları sergileniyor. Oldukça farklı bir atmosfere sahip olan Uluslararası Knidos Kültür ve Sanat Akademisi’ni ziyaret etmenizi ve yılın 6 ayı akademinin başında duran, hayatını sanata adamış bir galerist olan Nevzat Metin’le tanışmanızı canı gönülden tavsiye ediyorum. Ufkunuzu açan sohbetleri ile size oldukça iyi gelecek.

5 – Mesudiye’deki Bükler

Datça’nın merkezine yaklaşık 20-30 dakikalık mesafede olan Mesudiye, içerisinde barındırdığı bükleri ve küçük küçük köyleri ile adeta bir cennet misali. Bu büklerin en ünlüleri ise sırasıyla Kızılbük, Hayıtbükü, Ovabükü ve Palamutbükü. Daha sakin ve huzurlu bir ortamda denize girebilmek için bu büklerden birinde konaklamayı tercih edebilirsiniz, benim gibi. 🙂 Ben Ovabükü’nde konakladım ve inanılmaz huzur depoladım diyebilirim. Ovabükü ve Kızılbük, diğer iki büke göre en sakin olanları. Kızılbük’te bir tane tesis bulunuyor, dolayısıyla tüm koy size ait. Ovabükü’nde de baştan sona pansiyon ve apart oteller mevcut ancak oldukça büyük bir koy olduğundan dolayı yine o sakinliği hissedebiliyorsunuz. Hayıtbükü ile Palamutbükü ise en popüler olanları. Hayıtbükü daha küçük ve inanılmaz kalabalık. Palamutbükü ise en büyüğü. Daha çok otel ve restoran bulabilirsiniz burada. Hepsinin ortak noktaları ise; deniz muhteşem ötesi. Küçük bir dipnot; deniz ayakkabısı mutlaka yanınızda bulundurun. Yoksa çok zorlanırsınız.

6 – Issız Koylar Keşfi

Datça’da 50’yi aşkın bük ve koy bulunuyor. Dolayısıyla aracınızla gezerken birçoğuna rastlayacak ve hepsinde biraz olsun yüzmek isteyeceksiniz. Ben özellikle Ovabükü ile Palamutbükü arasında kalan küçük bir koyu gözüme kestirmiştim ve hiç vakit kaybetmeden kendimi serin sularına atıverdim. Datça’da denize girilecek yerler diye bir sıralama yapılamaz. Zira Datça’nın her yerinden denize girebilirsiniz. Böylesine bir koy cenneti Datça.

7 – Tekne Turu

Bazı yerlerde tekne turu yapmak bir zorunluluktur. Datça’da bu durumun biraz değişken olduğunu düşünüyorum. Eğer aracınız yoksa evet, yapmalısınız. Zira bu saydığımız büklerin dışında, araçla ulaşılamayan, -mesela Domuz Çukuru Koyu Pigs Bay- gibi koylarda da yüzebilirsiniz. Datça limandan düzenlenen 5 çeşit tur seçeneği mevcut; Mesudiye turu, Palamutbükü turu, Knidos turu, Orhaniye turu ve Selimiye turu. Ben araçla gittiğim için ilk 3 turu zaten es geçtim ve farklılık olması açısından, biraz da merakımı celp ettiğinden Selimiye turunda karar kıldım. Selimiye dahil 5 farklı durağı bulunmasından dolayı oldukça uzun süreli bir turdu ve bir hayli yorucu oldu. En çok beğendiğim koy ise Datça Aktur’un karşısında yer alan Dimitri Koyu oldu. Fiyatları ise kişi başı 50-60 TL ancak pazarlık yapabilirsiniz. Eğer kalabalık bir arkadaş grubunuzla geldiyseniz 5-7 kişilik bir tekneyi 300 TL gibi bir rakama günlük olarak kiralayabilirsiniz de.

8 – Bal-Badem

Datça dendi mi akla hemen bal ve badem gelir, gelmeli de. Bir kere her yer badem ağacıyla dolu. Köyleri ziyaret ettiğinizde, teyzelerin sürekli badem kırar halde olduğunu göreceksiniz zaten. Bal da aynı şekilde fazlasıyla meşhur Datça’da. Aktur civarlarında bal üretilen bir orman mevcut hatta. Tavsiyem, merkezdeki dükkanlardan ya da köylerdeki kooperatiflerden değil de, bizzat köylerde yerel halkın sattığı bal ve bademlerden satın almanız. Palamutbükü’nü geçince Yazıköy gelir, oradaki herhangi bir tezgahtan satın alabilirsiniz mesela.

Bonus: Deveboynu Feneri

Burası Datça Yarımadası’nın en uç noktası. Datça’ya gelenlerin çoğu bu olağanüstü deniz fenerini sadece uzaktan izlemekle yetiniyor ne yazık ki. Onlara kızmıyorum çünkü Deveboynu Feneri’ne çıkmak oldukça zahmetli ve biraz zaman gerektiren bir şey. Oldukça dar bir patikadan yürümeniz, kimi zaman da bayır çıkmanız gerekiyor. Sorduğumuzda bize 20 dakikada çıkarsınız dediler ama dur-dinlen derken biz 1 saatte çıktık. Ancak öyle bir manzara karşılıyor ki sizi, çok az yerde rastlayacağınız cinsten. Sarp kayalıkların üzerinde duran Deveboynu Feneri, karşısında Kos Adası, arkasında Knidos Antik Kenti, bir tarafında Akdeniz, diğer tarafında Ege Denizi ile gerçekten de kusursuz bir şölen yaşatıyor sizlere. Sanıyorum yaklaşık 4 saatim Deveboynu Feneri’nin yanında geçti. Bir türlü ayrılmak istemedim oradan. Dolayısıyla zamanınız ve enerjiniz varsa, Deveboynu Feneri’ni Datça görülecek yerler listenize mutlaka ekleyin.

DATÇA PALAMUTBÜKÜ

Datça Palamutbükü  Datça merkeze 25 km mesafede , Datça Yarımadasının Akdenize bakan kısmında, Benim Üç güzeller dediğim ( Hayıtbükü , Ovabükü , Palamutbükü ) koyların sonuncusu , maviyle yeşilin kucaklaştığı bir turistik merkez. Büyük bir kısmı Yaka Köyü muhtarlığına bağlı , liman kısmı da Cumalı köyü sınırları içinde. Arabanız yoksa Palamutbükü’ne minibüslerle ulaşabilirsiniz, minibüs kalkış saatlerini sayfamın sonunda veriyorum. Palamutbükü’ne bir kaç değişik yoldan ulaşabilirsiniz. Palamutbükü’ne gitmek için, Reşadiye Mahallesi kavşağından Knidos tabelası yönüne, sağ taraftan yolunuza devam ediyorsunuz, biraz gidince Karaköy’e ayrılan yol kavşağına geliyorsunuz, burada tabelalar da görülüyor, sol taraftaki yola giriyorsunuz. Bu yolda 7-8 km kadar gittikten sonra karşınıza bir kavşak daha çıkacak, sol taraftaki yol Mesudiye’ye sağ tarafta yokuş yukarı giden yol Knidos’a giden yoldur. Bundan sonra Yaka köyüne kadar bir yere sapmadan gidiyorsunuz. Yaka köy camisinin yanından sola sapan yola giriliyor, burada Palamutbükü yazan tabela da var, Palamutbükü buradan 3 km mesafede. Haritada bu yolu 1 rakamıyla verdim. İkinci kavşak Çeşmeköy kavşağı, Yakaköy’den 3-4 km ileride Çeşmeköy’e sapan yola giriyorsunuz, bu yol da sizi doğru Palamutbükü’ne çıkarır. Haritada 2 nolu yol. Yol girişlerinde tabelalar bulunuyor. Çeşmeköy yolu daha çok Knidos tarafından gelirken kullanılır, Cumalı köy tabelasını geçtikten biraz sonra gelir.

Booking.com
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.